eski bayramlar

Ah bir de o bayramlar yok mu ne kadar güzel bayramlardı. Uzaktan akrabalar gelir. Bir şenlik içinde geçerdi ramazan ve kurban bayramları. Büyükler oturup sohbet ederken biz çocuklar oyun oynar eğlenirdik.

İnsanın içine sinen, tek bir şey çocukluğu olsa gerek. Ne olsa ne görse ne duysa ne bilse ne yaşasa da insanın içinde hep kalan güzide anılar çocukluğundaki mutluluktur. Engebeli yollardan geçmek, köpek taşlayıp, osuran eşeklere gülmek, kahvaltılarda o müthiş çöreklerin kokusunu içe çekmek, reçelin, pekmezin peynirin turşunun kralını yemek. Komşunun bahçesindeki meyve ağaçlarına dalmak karnımız ağrıyana kadar vişne kiraz yemek. Cevizler olgunlaştığı zaman ceviz de yerdik ama ceviz yediğimiz gün yakalanırdık. Ellerimiz kına yakmış gibi olurdu. Çamur ve toprakla ova ova nerdeyse elimizin derisi yüzülürcesine ellerimizi yıkasak ta eve geldiğimizde birisinin ceviz bahçesine girdiğimiz hemen anlaşılırdı.

Köyde yaşadıysanız mutlaka kazlarla başınız derde girmiştir kazlardan korkmayan çocuk yoktur sanırım. Uçan kaz çizgi filmindeki gibi sevimli falan değilmiş kazlar. Kanatlarını açıp senin üstüne koşarak gelen o kaz düşman başına. Eğer hızlı koşamıyorsan yandın ki ne yandın çünkü anne kazın başlattığı o tıslama sesi ile diğer kazların katılımıyla tam bir tehlike haline geliyorlar. Gurup halinde tıslaya tıslaya üzerine gelen kazlardan kaçmayanınız yoktur.

Köylerde yaşayanların nispeten kendi kuralları, gelenek görenekleriyle haşir neşir olmuş, basit bir yaşam tarzına sahip, gelenek ve göreneklerine bağlı küçük topluluklar olarak düğünlerde bayramlarda ve cenazede birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri göz ardı edilmeyecek bir gelenektir.

Loading

instagram default popup image round
Follow Me
502k 100k 3 month ago
Share
Translate »
error: Content is protected !!
Scroll to Top